Kelimeyi giriniz

Hastalıklar ve Kendini Sevmek

Forever young !

Sağlıklı olmak, genç kalmak, geç yaşlanmak istiyoruz. Modern  yaşam ve hedeflerimiz başka türlüsüne izin vermiyor. Yaş otuzu geçince, konuyla ilgili yapılan yatırımlar, harcanan eforlar giderek artıyor. Şanslı olanlarımız o zamana kadar gençliğin alt yapısıyla durumu idare ediyor. Sonrasında ise ufak ufak sinyaller gelmeye başlıyor. Genelde güzellik ile ilgili sinyalleri duyuyor ve görüyoruz.  Sağlıklı olmayı baş tacı ediyor gibi görünürken, aslında “sağlık formalite güzellik realite” der gibi bir halimiz var.

Peki sağlıklı olmayı ne kadar istiyoruz?

Aman onu da yerine getirelim, atlamayalım şeklinde bir geçiştirme haliyle yapılan yıllık check-uplar, kontroller, hastane ziyaretleri yeterli oluyor mu? İçimizden çok dışımıza  yaptığımız bu yatırımlar uzun sürede de etkili oluyor mu?

Spa Salon: Young Beautiful Woman Having Different Facial Treatment. Please, view my other pictures of this series below:

En korktuğumuz şey başımıza geldi: Hastalık geldi, ilacını alıp tedavisini görünce geçiyor mu?…Özellikle de sık sık tekrarlayan, hemen geçmeyenler…

Birçok hastalık tespit edilip de teşhis konacak hale gelmeden bir çok ipucu, sinyal veriyor. Zihinde olup bitenler, daha vücuda geçmeden kendini belli ediyor. Yani vücut hastalanmadan zihin hastalanıyor. Hastalık oluşmadan bize kendini duyurmak, dikkatimizi çekmek istiyor. Ancak çoğu zaman onu duymuyoruz, duysak ta anlamıyoruz. Anladığımızda, vücudumuzda etkilerini göstermeye başladığında ise hemen onu en kısa yoldan çözmek istiyoruz.  Çözüp, belirtilerini yok etmek ve bastırmak istiyoruz. Çoğu zaman onu ateş topu gibi elden ele atar, başkasının söndürmesini bekleriz. İçeride neler oldu da böyle oldu demeden dışarıdan gelen yardım ile iyileşmektir ümidimiz. Uygulanan tedavilerin, ilaçların tek başına yeterli olacağı kesindir. Ta ki bir daha tekrarlayana kadar. Kendi yaşamımızda, yaşamımız için oyuncu değil seyirci oluruz…

hastaliklar-ve-kendini-sevmek

Hastalık aslında iyileşmedir

Kulağa çılgınca geliyor değil mi?

Oysa hastalık, insana kendisine dönme fırsatı verebilecek bir çağrıdır. Tek gerçeğin bu an olduğunu öğrenmenin çağrısı. Şimdinin gücünü keşfetmenin,  yaşamı olduğu gibi kabul etmenin ve belki de en önemlisi kendini sevme zamanının habercisidir. İyileşmenin önce içeriden olduğunu bilmenin vaktidir.

Vücut kendi içinden hastalanır, geç kalınmazsa kendi içinden de şifayı bulur. Özellikle kronik hastalıklarda veya tekrarlayan rahatsızlıkların psikosomatiği mutlaka araştırılmalıdır. Bu görüşe göre, hastalıkların %90’ı psikosomatiktir. Yani vücutta oluşan hastalık süreçlerinin büyük çoğunluğu; psikolojik, davranışsal ve sosyal bağlantılara sahiptir.  Sadece vücudumuza değil, zihnimize, ruhumuza iyi gelecek, gerçek iyileşmeyi sağlayabilecek yöntemler birleştirilmelidir.

Bütünsel bir yaklaşımla, şefkatle ve sabırla çalışılmalıdır. Değişim ve dönüşüm zaman alır. Zor zamanlarda yol arkadaşlarınız, öğretmenleriniz olur. Ancak mucizeyi yaratan her zaman siz olursunuz…

Hayatta gri renk hakim. Hayatın matematiği ilkokulda öğrendiğimizden daha karmaşık. Yazıımı Way of the peaceful warrior’ın yazarı Dan Millman’ın yaşama ait 3 kuralı ile noktalıyorum:

  • Paradoks: Hayat gizemlidir. Çözmeye çalışarak zamanınızı boşuna harcamayın.
  • Mizah: Mizah duygunuzu koruyun, özellikle de kendiniz hakkında. Tüm güçlerden üstündür.
  • Değişim: Hiçbirşeyin aynı kalmayacağını bilin.