Kelimeyi giriniz

Tarihten günümüze

Aromaterapinin, bitkisel tedavi ve doğal şifa yöntemi olarak kökeni antik çağlara dayanır. Eski Çin, Hindistan ve Tibet’ten Ortadoğu’ya, Mezopotamya’dan Amerika yerlilerine, Afrika’dan Eski Roma’ya kadar farklı coğrafyadaki kültürlerin, kendi tarihsel gelişimleri içerisinde endemik bitkileri farklı ritüeller ile uyguladığı bilinmektedir.

Eski Mısır uygarlığında Saggarah Piramidi’nin mimarı ve Firavun Djoser’in hekimi Immenohtep şifalı karışımlarını anason ve kakule gibi kokulu bitkilerden oluşturmuştur.

Antik Yunan’da tıbbın babası kabul edilen Hipokrat, aromatik bitkileri sağlık için gıda, ilaç, düzenli masaj şeklinde önermiştir.

Roma İmparatorlarının hekimi Galen ilaç karışımlarının öncüsü olarak eczacılık tarihine önemli katkılarda bulunmuştur ve Galenik farmakoloji alt bilimine adını vermiştir.

11. yüzyıl başlarında İbn-i Sina, Latince’ye çevrilen ve Ortaçağ’da batıda okutulan Tıp Kanunu adlı eserini vermiş, İran’da su buharı ile damıtma yöntemini geliştirmiştir. Damıtma yönteminin keşfi, esansiyel yağların elde edilmesinin, dolayısıyla da aromaterapi uygulamalarının başlangıcı olarak sayılabilir.

16. yüzyılda Fransız edebiyatçı Montaigne “Hekimler kokulardan daha fazla yararlanmalılar, değişime yol açtıklarını ve kokulara göre ruh halimin değiştiğini kendi üzerimde sıkça gözlemliyorum” tespitinde bulunur.

Modern çağda aromaterapinin dikkatleri tekrar çekmesi 19. Yüzyıl sonları ve 20. Yüzyıl başlarına rastlamaktadır. Esansiyel yağlar çoğunlukla zararlı mikroorganizmaları ortadan kaldırmak, negatif duyguları bertaraf etmek ve ruh halini dengelemek için kullanılmıştır. Modern aromaterapinin rönesansı Avrupa’da 3 kişinin çalışmalarıyla başlar: Bir kimyager(Gattefossé), bir doktor (Valnet) ve bir biyokimya uzmanı hemşire(Maury).

R.M. Gattefossé
(1881-1950)

R.M. Gattefossé
(1881-1950)

1930’lu yıllarda aromaterapi kavramına isim veren kişi, Fransız kimyager René Maurice Gattefossé’dir. Gattefossé’nin aromaterapiye girişi tesadüfi olmuştur. 1910’da laboratuvarında çalışırken çıkan bir patlamada etrafı alevler ile çevrilir. Ateşi söndürmek için çimlerin üzerine yuvarlanan Gattefossé’nin yaraları daha sonrasında enfekte olur ve 1 damla tıbbi lavanta (Lavandula angustifolia) dokuda oluşan gazlanmayı durdurur (Tisserand 1993).

Yaralarının iyileşme hızından çok etkilenen Gattefossé, hayatını esansiyel yağların araştırmalarına adar. Gattefossé aromaterapi ifadesini ilk kullanan kişidir. Esansiyel yağların haricen uygulanmasından itibaren 30 dakikadan 12 saate kadar olan sürede tamamen emildiğini bulmuştur. Farklı doktorların vakalarını detaylı olarak paylaştığı ”Aromathérapie: Esansiyel Yağlar-Bitkisel Hormonlar” adlı eserini Fransa’da 1937’de yayınlamıştır. Önceleri çok bilinmeyen eseri Robert B. Tisserand tarafından Fransızca’dan İngilizce’ye çevrilmiş, aromaterapinin daha geniş kitlelere ulaşması mümkün olmuştur.

J. Valnet
(1920-1995)

J. Valnet
(1920-1995)

Fransız doktor Jean Valnet, modern phyto-aromaterapinin babası kabul edilmektedir. Savaşta yaralananlara antiseptik ve tedavi amaçlı biberiye ve kekik esansiyel yağları uygulamıştır. Esansiyel yağların tedavi edici özelliklerini bilimsel olarak göstermiş, kodifiye etmiştir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra pek çok aromaterapi makalesi yayınlamıştır.

Gattefossé, Guenther, Guildemeister & Hofman, Valnet ve diğer meslektaşlarının kaleme aldıkları bilimsel çalışma ve yayınlar esansiyel yağların tedavi edici değerini ortaya koymaktadır.

Marguerite Maury
(1895-1968)

Marguerite Maury
(1895-1968)

Avusturya doğumlu biyokimya uzmanı Marguerite Maury esansiyel yağların yenileyici özelliklerini, aromatik bitkilerle tıbbi moleküller arasındaki ilişkiyi araştırdığı çalışmaları ile Avrupa’da esansiyel yağların, masajın ve diğer bazı tekniklerin kozmetolojiye girişine öncülük etmiştir. 1930’larda kendine özgü masaj tekniklerini geliştirmiştir. Çalışmalarının tamamı kendimize doğru yöntemlerle bakmak için zaman ayırdığımızda, doğru tutum, enerji ve düşünce gücüyle zinde ve dinç kalınabileceği prensibi üzerine kuruludur. “Le Capital Jeunesse” adlı en önemli eseri Fransa’da 1961’de yayınlanmış ancak yeteri kadar ses getirmemiştir. Daha sonra bu eseri ile iki kez uluslararası ödül kazanmış ve aynı eser 1964’te İngiltere’de “The Secret of Life and Youth” adıyla büyük yankı uyandırmıştır. Marguerite Maury, uçucu yağların kullanımını klinik kullanımlarına göre sınıflandırmıştır. Bunlar; cerrahi, radyoloji, dermatoloji, jinekoloji, genel tıp, psikiyatri, spa tedavileri, fizyoterapi, spor ve kozmetik uygulamalardır.

Modern aromaterapinin bu üç öncü kişisinden sonra, Robert Tisserand ve Shirley Price’ın katkıları çok önemlidir. 1990’da Franchomme ve Penoel modern aromaterapinin ders kitabını yayınlamışlardır. İngiltere’de ise aromaterapi Fransa’daki gelişimden daha farklı bir şekilde evrilmiştir. Burada medikal değil holistik ve klinik uygulamalar öne çıkmıştır.

Dünyanın dört bir yanında, aromaterapiyle ilgili klinik çalışmalar ve konuyla ilgili yayınlar her geçen gün artmaktadır. Aromaterapi, isim babası Gattefossé’nin dönemden çok daha ileriye giderek, kanıta dayalı uygulamalar ve bilimin ışığında, tutku ve sevgiyle gelişimine devam etmektedir.